10 ARALIK 2004 (TÜM GAZETELERDE YAYINLANMIŞTIR)
Gözaltına alındığım 4 Ekim 2004 tarihinden bugüne kadar kamuoyunda şahsımla ilgili çıkarılan spekülatif haberleden dolayı bu duyuruyu kamuoyunu aydınlatmak için kaleme almak mecburiyetinde kaldım.
Öncelikle basında yer aldığı gibi evimde yapılan aramada çuvallarla dolar ele geçirilmemiştir. Kalmış olduğum evde 7-8 kişi gözaltına alınmıştır. Herkesin üstünde çıkan para toplam 9-10 bin dolar civarındadır. Gözaltına alınış evraklarımız incelendiğinde söylediklerimizin doğru olduğu kesinlik kazanmış olacaktır. Herhalde operasyonda görev alan yüzlerce polisin 9-10 bin doları 4 günde sayamamış olması mümkün değildir.
Basında çıkan Peker Örgütü şemasını üzülerek inceledim. Şemada ismi geçen bir çok kişiyi tanımıyorum. Tanımış olduğum insanların genci, yaşlısı benden daha kültürlü, daha soylu ve daha onurlu insanlardır. Eğer birisi birilerinin adamı olacaksa o listede benim ismi yazan tanıdığım genç ve yaşlı olması önemli değil, hepsinin adamı ben olurum ve bundan da onur duyarım. Kamuoyuna bu şekilde, yani adamımmış gibi lanse edildiklerinden dolayı hepsinden ayrı ayrı özür ve af dilerim.
Basında gördüğüm ve okuduğum bir haber de 'Sedat PEKER'in korsan bandana ve korsan göz bandı ile çekilmiş resmi ele geçirildi' yazısıydı. Bu resmi bir koyda, Korsan isimli bir restaurantta hatıra olsun diye herkesin çektirdiği gibi çektirmiş olduğum bir resimdir. Suç delili değildir. Resmin altında suç deliliymiş gibi 'ele geçirildi' ibaresinin kullanılmasına anlam verebilmiş değilim.
Basında gördüğüm Sedat PEKER'in nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakılıp ertesi günü üst mahkeme tarafından tutuklanmasından sonra adliyeye gelip teslim olması aşamasındaki 2 günlük süre zarfında yakalanamaması sebebi olarak ambulansla gezdiğim yazıyordu. Adliyeye taksi plakalı bir araçla geldiğimi tüm adliye personeli ve çevredeki diğer insanlar görmüştür. Delilleri karartmaz. Sabit ikametgah adresi olduğu için kaçmaz düşüncesi ile beni serbest bırakan hakimi doğrulamak adına, fiziksel sağlığım hiç müsait olmadığı halde, adliyeye gelerek teslim olan benim gibi bir insan, böyle bir şeytani düşünceyi değil uygulamak aklına bile getirmeyecektir. Kameralara yansıyan görüntülerde zor kullanarak gözaltına alınırken şahsıma 7 günlük avukatıma da 15 günlük rapor verilmiştir.
Raporlarımız ve şikayetlerimizden dolayı 2004/1444 hazırlık evrakıyla İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tahkikat yapmaktadır. Tüm bu yaşananları bir tarafa bıraksak bile şu an dışarıda özgürce gezen insanların yapmış oldukları telefon görüşmelerinden dolayı,'Sedat PEKER'in adamıyla telefonla görüştü' suçlamalarına maruz kalarak sıkıntı yaşayan kişi, kurum ve kuruluşlardan da özür dilerim. Ben sanki bu konuşmalardan dolayı cezaevindeymişim gibi, suç işlemişim gibi kamuoyuna yansıtılırken, bu görüşmeleri yapan kişiler dışarıda özgür olarak gezmektedir. Yaptıkları görüşmeler suç olmuş olsaydı, zannımca mahkeme tarafından tutuklanır onlar da cezaevinde olurlardı.
Yurtdışında bulunduğum sürelerde takriben 6-7 sene kadar önce Lübnan asıllı Amerikalı bir işadamı arkadaşımın şu anki ABD Başkanı Bush ile yakın arkadaşlığı vardı. Zannediyorum ki O tarihlerde kendisi valiydi. Merakımdan soruyorum benim o Lübnanlı iş adamıyla geçmişte arkadaşlığım var ve telefon görüşmelerim var. Kendisinin de şu anki ABD Başkanıyla telefon görüşmeleri var. Bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmamın sebebi endişe ediyorum ki önümüzdeki günlerde, ya Amerika'nın Irak'a müdahalesi ile suçlanacağım ya da Amerika'da ki yeni atamalarda benim parmağım olduğu düşünülecek. O insanların beni tanıdığını bile bilmeden O insanlarla telefonla konuştuğu için sıkıntılı anlar yaşayan kişi ve kuruluşlardan tekrardan özür dilerim.
Futbolda şike olaylarında etkin olduğum yazıldı ve söylendi. Kamuoyuna yansıyan benle ilgili iki konuşmaya dikkat edildiğinde, birinci görüşmemde; Trabzonspor'un 2.Başkanı olan Atilla Yıldırım'a; 'Lütfen Ankara'ya gitmeyin yakın olduğumuzu herkes bildiği için federasyon seçimlerine müdahale ettiğimizi düşünürler.' dedim. İkinci görüşmem ise; kardeşlerimizin evliliğinden dolayı akrabam olan, Sivasspor'un Başkanı Mecnun Otyakmaz'la. Kendisiyle görüşmemde söylediğim; 'Benim seçimlere dahil olmadığım, kimseyi desteklemediğim.' idi. Bu iki görüşme basında bu şekilde yer aldı. Bu iki görüşmeden de benim bu işlerle bir ilgimin olmadığı ve uzak kalmaya çalışma gayretimin olduğu anlaşılacaktır.
Rizespor'un eski 2.Başkanı abim Vedat PEKER'in basına yansıyan konuşmalarında bir suç unsuru varsa muhattabı kendisidir. Kulüp başkanlığı yaptığı dönemdeki konuşmanın beni bağlayacağını düşünmüyorum. Olgun Aydın PEKER'in bahisten dolayı yaptığı tahminler suç unsuru taşıyorsa muhatabı yine kendisidir. Kendisinin yaptığı işte ne resmi ne gayri resmi ortağıyım. Hayatımda futbol maçına dahil gitmedim. Gençliğimin ilk yıllarında şiddete matuf eylemlerin içinde olduğum doğrudur. Bunların hesabını mahkemelerde hakkımda verilen kararlarla ödedim. Geçmişimden bu güne kadar hayatım incelendiğinde şike gibi hileli işlerin hayat tarzıma uygun olmadığı görülecektir.
Basında ''Peker'in Madam'ı'' başlıklı bir haber okudum. Nalan GÜNEY isimli bir kişiyle bir senedir görüşmediğimi hekes biliyor. Polislerdeki telefon kayıtlarında da mevcuttur. Ayrıca bu kişi Ankara'nın tanınmış simalarındandır. Bilinen bir aileye mensup bir işkadınıdır. Benim iş takipçimmiş gibi, sözde örgütün içindeymiş gibi gösterilmesine bir anlam veremedim. Haberin başlığını okuyup içeriğini okuyabilme imkanı bulamayanları aydınlatmak adına şunu söylemek zorundayım. Kendisiyle görüştümüz dönemde 'Ben Sedat beyin kızkardeşiyim' diyen bir insandır. Bu açıklamayı yapmamın sebebi ise''Sedat PEKER'in Madam'ı'' başlıklı haberin yanlış yorumlanabilme ihtimali olduğu içindir. Ayrıca otel ile ilgili alacak verecek meselesine dahil olmadım. Bahsi geçen kişileri de tanımıyorum.
Basında okuduğum ve gördüğümde içimin ürpermesine sebep olan Balkan Kardeşler cinayeti haberidir. Benim ismim ne alakaysa toplumun nefretini kazanmış olan hadiseyle yanyana getirilmeye çalışılmıştır. Konuya dahil edilişim eski eşimden dolayıFikret AYDIN ile akraba oluşumuzmuş. Eski eşimden dolayı akrabam olan kişi çocukluk arkadaşım olan Fikret TAŞKIN'dır. Fikret AYDIN'ında eşi dolayısıyla Fikret TAŞKIN'la akrabalığı vardır. Benimle bir akrabalığı yoktur. Ama kendisini tanırım, arkadaşımdır. Bana sorulduğunda 'bu cinayetlerle ilgisi olamaz' diye fikrimi söylediğim bir insandır. Balkan Kardeşler cinayetiyle bir dönem ilgilenmiş sonra yaş haddinden emekli olmuş, emeklilik hayatından sonra da avukatlık yapan Nusret İNCE kaldığı otelde yerin tarafımdan ayrıltıldığını zannederim ki bilmiyordu. Zaten orada bir gün kalıp ayrılmış.
Basında okuduğum bir habere göre Organize Suçlar Daire Başkanı'yla görüşmek istediğim, kendisiyle görüşemeyince de diğer Organize Şube yetkilileri hakkında asılsız şikayetlerde bulunduğummuş. Daire başkanıyla görüşmek istememdeki sebep de yardım istemek olduğuymuş. Beni tanıyan herkes bilir ki bana çok rahat hayat yaşatacağı halde babamdan dahi yardım istemedim. Birisinden yardım alarak Cennet'e gideceğimi söyleseler Cennet'ten bile vazgeçecek ruh yapısına sahip olduğumu beni tanıyan herkes bilir. Benim kimseyle görüşme talebim olmadı. Birgün kendimi idam ettirecek bir suç işlersem tabureyi itecek cellattan dahi yardım istemem. Asılsız olduğu iddia edilen şikayetlerimizi İçişleri Bakanlığı Müfettişleri bu şekilde yorumlamış olabilirler. Ama aynı dilekçelerden bundan 5 ay kadar önce savcılıklara da vermiştim.Birinci şikayetim; işkence ile ilgili şikayettir. 2004/432E dosya numarasıyla 4 yetkili hakkında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılmıştır. İkinci şikayetim; suç oluşturmak kastıyla komplo kurarak görevi kötüye kullanmaktı. Bundan 15 gün kadar önce 2004/1199E dosya numarasıyla Fatih 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde organize şubede görevli iki üst yetkili hakkında suç oluşturma maksadıyla komplo kurarak görevi kötüye kullanmaktan dava açılmıştır. Üçüncü şikayetim ise; komplo düzenleyerek rüşvet istemek. Bu şikayetimle ilgili 2004/11089 hazırlık numarası ile Fatih Cumhuriyet Savcılığı'nın delilleri toplamak amacıyla tahkikatı devam etmektedir.İçişleri Bakanlığı'nın müfettişlerine göre 4-5 ay önce yaptığım şikayetler asılsız kabul edilmiş olabilir. Ama polis soruşturmalarına bakan Fatih Savcılığı suçlamaları asılsız kabul etmeyerek iki davayı açmış, üçüncü şikayetimizle ilgili tahkikata devam etmektedir.
Tutuklandığımdan bugüne kadar kamuoyunda hakkımda çıkan tüm haberlere vermiş olduğum bu cevaplar resmi belgelerle delillidir. Kararı Türk kamuoyunun takdirine gönül rahatlığıyla bırakarak bu günden sonra yanlış yönlendirmelerle hakkımda yapılacak hiçbir haberi; gerçekleri yansıtmayacağından kabul etmeyeceğimi belirtirim.
Bulunduğum yerin fiziki şartlarından ve önemli olmayan bazı ufak sağlık problemlerimden dolayı göndermiş olduğunuz sınırsız sayıdaki mektup ve telgraflarınıza cevap veremediğim için bu vesileyle telgraf ve mektup gönderen siz değerli tüm dostlarıma sonsuz teşekkür ederim.
SEDAT PEKER