ÖZGÜR ALTAY'IN İFTAR ORGANİZASYONU

ÖZGÜR ALTAY'IN İFTAR ORGANİZASYONU

Kıymetli Dostlarım

Cezaevinden tahliye olduktan sonra gittiğim her yere arkadaşlarıyla akrabalarıyla gelerek, bizi yalnız bırakmayan vefalı kardeşim ÖZGÜR ALTAY, kendi bölgesi olan GEBZE’de çok güzel, çok büyük bir iftar organizasyonu yaptı.

İftardan sonra kardeşlerimle sohbet ederken, onlara iç dünyamda yaşadığım ve yaşamamız gereken bir mahcubiyeti anlattım. Biz zamane insanları her konuda kolaycılığa yatkın olduğumuz için maalesef dini konularda da kurnazlık yoluyla kolaycılığa talip olduk.

KELİME-İ ŞEHADET getiren her MÜSLÜMAN, günahlarının cezasını ödedikten sonra CENNETE GİDECEĞİ için inançlarımıza hizmet etmenin haricinde maalesef ki her şeyi yaptık. Ancak unuttuğumuz bir şey var… YÜCE ALLAH, kendi davasına hizmet etme şerefini, ‘MÜSLÜMANLAR ibret alsın’ diye bazen onlardan esirgemiştir. İSLAMİYETİN ilk yıllarında bazı müşriklere bu şeref verilmişken, yaşadığımız bu yıllarda da farklı dine inanan bazı insanlara bu şerefi bahşetmiştir.

Örnek vermek gerekirse CEBRAİL (a.s.) tarafından PEYGAMBER EFENDİMİZE açık tebliğ izni geldikten sonra MÜSLÜMANLARA iki sene boyunca uygulanan acımasız boykotu, boykot kararının altında imzası olan MEKKE’NİN kırk büyük aşiretinden birinin lideri olan KUREYŞLİ HİŞAM’ın yardımlarıyla boykotun acımasız baskısının etkisinde kısmen azalma sağlanmıştır.

Geçtiğimiz yıllarda da YÜCE ALLAH MESCİD-İ AKSA’nın korunması için farklı bir dine inanan RACHEL isimli 20 yaşında bir kız çocuğuna bu şerefi bahşetmiştir. RACHEL kardeşimiz dozerlerin paletleri altında ölmüştür. (Bence şehit olmuştur.)

İSLAMİYETİN ilk yıllarında müşriklerden KUREYŞLİ HİŞAM’a bahşedilen şeref, 2000’li yıllarda RACHEL isimli farklı bir dine inanan genç bir kıza nasip olmuştur.

Bugün gazeteleri okurken bir haber gördüm.
Haberi okurken kendi kendime yine, “YÜCE ALLAH’ım galiba tüm MÜSLÜMANLARI yine mahcup duruma düşürüp, ibret almalarını tekrardan istikamet üzere olmalarını istiyor” dedim.

Yarım metre sakalları altlarında ise şalvarlarıyla, ayrıca da başlarında takkeleriyle dünyadaki tüm MÜSLÜMANLAR, ‘Dolarımı, Euromu nasıl katlarım?’ diye plan yaparken, YÜCE ALLAH’ım yine farklı dine inanan İzlanda’nın EUROVİSİON Şarkı Yarışması’na katılması için yolladığı gencecik kardeşlerimiz tarafından FİLİSTİN davasına MESCİD-İ AKSA davasına sahip çıkılmıştır. Dünyadaki MÜSLÜMANLAR paralarını güçlerini kaybetmemek için susarken, YÜCE ALLAH da bunu görüp, bu şereften MÜSLÜMANLARIN çoğunu geri bırakıp, bu şerefi İZLANDALI gencecik Hristiyanlara bahşetmiştir

Her zaman dediğim gibi, YÜCE ALLAHIN davasının menzile ulaşması için AHMET’E, MEHMET’E, SEDAT’A ihtiyacı yoktur… YÜCE ALLAH’IN sözü eksiklerden münezzehtir… YÜCE ALLAH kutsal kitabı KURAN-I KERİM’İNDE; “KÂFİRLER istemeseler de ALLAH nurunu elbet bir gün tamamlayacaktır” müjdesini zaten vermiştir. Bizler için önemli olan biz bu şereften heybemize ne kadar dolduracağız.

Dinde reform olmayacağını biliyorum ancak KUTSAL DİNİMİZİ anlayış biçimimizdeki hastalıklı düşüncelerimizden de kurtulmamız gerektiğini tüm kalbimle hissediyorum.
Anlatımımı MEHMET AKİF ERSOY ÜSTAD’ın şu sözleriyle tamamlamak isterim: “İnmemiştir ne de KUR-AN bunu hakkı ile bilin, Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için…”

BİR UMUTTUR YAŞAMAK
REİS SEDAT PEKER

Yorum Bırakın

Email adresiniz görünmeyecektir.