Suriyeli misafirlerimiz hakkındaki düşüncelerim…

Suriyeli misafirlerimiz hakkındaki düşüncelerim…

KIYMETLİ DOSTLARIM,

       Son günlerde ülkemizde bulunan Suriyelilerle ilgili ne düşündüğüm yönündeki sorular sıkça gelmeye başladı. Bu soruyu soran bazı dostlarımız gerçekten samimi ancak bazıları ise seçim öncesi insanların kafasını karıştırmak isteyen gerçek münafıklardır.

Ülkemizdeki Suriyeli vatandaşlarla ilgili belki de perde arkasındaki gerekliliklerin de konuşulmasının zamanının artık geldiğini düşünüyorum.

       Evet bir yönüyle biz ensar olarak yani ev sahibi olarak muhacir kardeşlerimize yani hicret etmek mecburiyetinde kalmış olan dindaşlarımıza, hem vicdani hem de ahlaki gereksinimimizden dolayı yardım ediyoruz.

        Ancak bir de şu gerçekle bence yüzleşmeliyiz; Biz bugün Rusya’ya, İran’a sesimizi yükseltip ‘’İdlip’te gözlem evlerimiz ve de kontrol noktalarımız bulunacak.’’ diyebiliyorsak ve bunu da dikte edip kabul ettirebiliyorsak bu ülkemizde misafir statüsünde bulunan 3,5 milyon Suriyeli misafirimiz sayesindedir.

        Biz Amerika’ya ve Avrupa Birliği’ne sesimizi yükseltip ‘’Bizim sınır güvenliğimiz yüzünden Afrin’i kendi kontrolümüzde tutacağız.’’ diyebiliyorsak inanın ki bunun sebebi de ülkemizde bulunan 3,5 milyon Suriyeli sayesindedir. 1699 yılında yaptığımız Karlofça Antlaşması’ndan bugüne kadar hep toprak kaybettik. İlk kazandığımız toprak Afrin’dir.

       3,5 milyon Suriyeli kardeşimizi geri yollayacağız ancak “Fırat’ın Doğusu’nu terörden temizleyemediğimiz sürece, güvenlikleri olmadıkları için “Geri dönmüyorlar.” tezini savunabilmemizin ve bunu uluslararası arenada konuşulabilir hale getirmeyi başarabilmemizin de en büyük sebebi ülkemizdeki Suriyeli misafirlerimizdir. Ayrıca Amerika’nın ve Avrupa’nın bile neredeyse kabul ettiği 30 km genişliğindeki sınırımızda kurmak istediğimiz güvenli bölgenin bugün tüm dünyada kabul görmesinin sebebi de (Evet doğru tahmin ettiniz.) ülkemizdeki Suriyeli misafirlerimizdir.

       Şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim: “Fırat’ın doğusuna geçmesek Afrin’i kontrolümüzde tutmasak, İdlip’te gözlem kulelerimiz olmasa ne olur?” Ne olacağını ben size söyleyeyim; Yakın bir gelecekte ülkemizin neredeyse üçte birinde kurulması planlanan terör devletinin temelleri güney sınırımızdan atılmaya başlamış olur.

       Emperyalist güçler bizlere Suriye konusunda seslerini yükselttiklerinde, biz de tüm dünyaya ülkemizdeki 3,5 milyon Suriyeliye yaptığımız yardımları anlatıyoruz. (Görsellerini yayınlıyoruz.) Bu sayede tüm dünya kamuoyunun takdirini kazandığımız için de emperyalist ülkelerin seslerini kısabiliyoruz.

        Yani Kıymetli Dostlar, uzun lafın kısası, bizim Suriyelilere sağladığımız bu imkanlar tamamen yardım amaçlı ve duygusal değil, yukarıdaki anlattığım sebeplerden dolayıda bir mecburiyet…

         Size tavsiyem eğerki yardımsever bir insansanız kendinizi ‘’3,5 milyon mülteciye yardım ediyoruz.’’ diye mutlu etmenizdir. Yok eğer yardım sever değilseniz yani duygusal düşünmüyorsanız size bu seferki tavsiyem akılcı düşünmeniz olur. Ülkemizin neredeyse üçte birini kaplayacak bir terör devleti kurulmasını istemiyorsanız, ‘’Bu geçici ev sahipliğini yapmaya mecburuz.’’ diyerek gerçeklerle yüzleşmenizdir.

         Bunu anlattığım bazı dostlarımız, ‘’Peki AK PARTİ bunu bu şekilde niye anlatmıyor?’’ dediklerinde onlara şunu söylüyorum: ‘’Maalesef AK PARTİ bir tek Kanal 7 televizyonuna sahipken, yaptıklarını daha iyi anlatıyordu. İmkanları bu kadar çoğaldığı halde kendini anlatabilme yeteneği ise ne yazık ki daha da azaldı.’’

         Ülkemiz 18 senede eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, ekonomide daha doğrusu her alanda en az 3 kat büyüdüğü gerçeği ortadayken bizim mahallenin muhtarının yaptırdığı çeşmeyi VALLAHİ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın yaptığı hayırlı işlerden daha çok insan biliyor. Yani mahalle muhtarımızın PR çalışması yapmadaki başarısı maalesef ki 18 senedir iktidar olan bir partiden HEM VALLAHİ HEM BİLLAHİ daha başarılı.

         Ben bunları söyledim diye bazı insanlar bana düşman oluyorlar. Beni seven dostlarım da bunları söylemeyeyim diye beni iyi niyetle uyarıyorlar ancak Kıymetli Dostlarım, bizlerin hoşuna gitmese de birilerinin doğruları mutlaka söylemesi gerekiyor.

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

REİS SEDAT PEKER

Yorum Bırakın

Email adresiniz görünmeyecektir.