09.11.2014



Kıymetli dostlarım;

Bugün ki paylaşımımda da Siyonist çakallarına değinmek istiyorum. Eğer vaktim kalırsa başka konulara da mutlaka değineceğim.

Yahudi Siyonizm’ini incelediğim andan bugüne kadar net olarak öğrenebildiğim tek şey; bir güç dengesi oluşturuyorlarsa, bunun karşısına da büyük alternatif bir gücü mutlaka konumlandırıyorlar. Komünizmin kurucusu Karl Marx aslen bir Alman Yahudi’sidir. Komünist dünya görüşüne sahip ülkelere Varşova paktı adında bir blok oluşturtmuşlardı. Yine hepimizin bildiği üzere kapitalist sistemin de kurucusu ve fikir babaları da Yahudilerdir. Bunlarda NATO devletleri adı altında toplanmışlardı. Sadece bu örnekle anlatmak istediğimi başarabildiğimi düşünsem de başka bir kaç örnekte vermek isterim.

İnsan ve toplum psikolojisiyle ilgilenen kişilerin en babası olan Freud aslen Yahudi’dir. Psikanalizin temel ilkeleri diye bir tedavi yöntemi geliştirerek tüm dünyanın tanıdığı ve kabul ettiği bir kişi olmuştur. Kısaca fikri; psikoloji tedavilerinde hastanın sorununun üzerine gidilip, o sorunun deşilip tekrardan canlandırılmasıyla netice alınmasıdır.

Tüm dünyada kabul görmüş olan Freud'un bu kuramının tam karşısında sadece bir tane kabul gören tedavi biçimi vardır. Bunun adı da hümanist psikoloji tedavisidir. Bu tedavideki yöntem tarzı ise hastanın sorununa hiç dokunmayarak, bir taraftan sorununu unutturup kişinin hayatına mutlu şeyler dâhil etmekle ilgili bir tedavi yöntemidir. Hümanist psikolojinin babası da yazının akışından anlayacağınız üzere bir Yahudi olan Abraham Maslow'dur.

Siyonistler dünyadaki tüm insanları karşılıklı kutuplara bölmek için tüm hünerlerini sergiliyorlar. Bizim kutsal dinimiz, Müslümanlığa inanan kişiler zaten bölünmek için ve bölündükten sonrada kavga etmek için fırsat aradıklarından Siyonistlerin birçok oyununa bala konan arılar gibi hemen yakalanmaktalar. 1999 Adapazarı depreminde yardımcı olmak için bazı İsrail heyetleri deprem bölgesine geldiklerinde, ben bile bu insanlara sempati duymuştum. Ancak bir saç teli kadar iyilik yaparken, manyakça ihtirasları yüzünden tüm dünyayı felakete sürüklediklerini görmezden gelebilmemiz asla mümkün değildir.

Einstein gibi birçok Yahudi yaptıkları özel röportajlarında aslında deist olduklarını (Peygamberlere inanmayıp yaratıcıya inanan kişi) anlatımlarıyla kanıtlamışlardır. Ancak hayatlarının son nefesine kadar da Yahudiliğe hizmet etmekten vazgeçmemişlerdir. Yani o dinin öğretilerine inanmasalarda, aidiyet duygularından dolayı hizmet etmeye devam etmişlerdir. Oysaki Müslümanlık dininden ayrılan insanlara baktığımızda, değil hayatlarının geri kalanında Müslümanlara yardım etmek, en büyük düşman gruplarıyla iş birliği yapıp kutsal dinimize saldırmışlardır. Bence bu da başlı başına üzerinde sosyologlar tarafından çalışma yapılması gereken bir konudur.

Bundan çok daha korkunç olanı ise, 1980 öncesindeki tüm sol örgütler Filistin'de ki Müslüman direnişçilerin yanında İsrail'e karşı savaşmak için o bölgeye gitmiş ve savaşmışlardı. Hatta içlerinde şehit olanlar bile olmuştu. Oysaki şu anda sol cenahın temsilcisi olan muhalefet parti milletvekilleri çıkardıkları bir kaç cılız protesto sesinin haricinde, neredeyse olaylara tamamen sessiz kalıyorlar. Ülkemizde ki sol dünya görüşünün dik duruş olarak böyle bir erozyon yaşamasını, anlayabilmemiz gerçekten mümkün değil.

Meclisteki diğer muhalefet partisi ise halkta büyük tepkiler olunca, (neden sessiz kalıyorlar diye) sesler yükselince, alel acele İsrail karşıtı bazı söylemlerde bulunmuşlardır. Ancak bu cılız tepkilerin ne kadar basit kaldığını halkımızda görmektedir. Bu partideki üst yönetim yani Şefkat Çetin ve saz heyeti ülkücü yemini etmemişler midir? Yada ülkücü yemini ederken Siyonizm’e de karşı olunacağı, mücadele edileceği bölümünü acaba teğet mi geçmişlerdir?

Bu soruların cevabını Mahkeme-i Kübra'da Yüce Allah'ın hâkimliğinde, Yüce Ecdadın huzurunda tüm Ümmeti Muhammed'e vereceklerini bu vesileyle kendilerine tekrardan hatırlatmak isterim.

Gençliğimin ilk yıllarında Mehmet Akif Ersoy(R.A)'un sefahatını okurken, bir şiirinde şöyle bir bölüm vardı;(Ne kadar Müslüman duydum ise, hepsi makberdedir. Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir.)

Benim inancıma göre, üstadın göklerde olduğunu söylediği samimi, akılcı, azimli, mücadeleci yani gerçek Müslümanlığı yeryüzüne indirilmesinin zamanı gelmiştir. Yoksa korkarım ki biz, bugün sahip olduklarımızı bile yarın çocuklarımız mumla arayabilirler.

Biz Müslüman Türkler, Siyonistlerin çakal etiyle beslendiğini, çakal etiyle beslenen insanların da davranış biçimlerinin bir çakal gibi ürkek ama bir o kadar da sinsi olduğunu çok iyi biliriz.

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Yorum Bırakın

Email adresiniz görünmeyecektir.