BU COĞRAFYADA MÜSLÜMAN TÜRK’ÜN ONAYI OLMAYAN TÜM ANLAŞMALAR TÜM HARİTALAR ÇÖP OLMAYA MAHKUMDUR

Kıymetli Dostlarım,

Öncelikle Cumanızı kutlar, bu mübarek günün, var olan onur ve şerefinizi çoğaltarak devam ettirmesini, ayrıca da zulme uğramış tüm mazlumlara, zalimler karşısında mutlak galibiyet getirmesini, YÜCE ALLAH’tan diliyorum.

Dünkü yazımda, İran Farsileri’nin, milletimizin tüm dostluk hamlelerine rağmen, tarihten bu yana devamlı olarak bize düşmanlık yaptıklarını anlatma gayretinde bulunmuştum. Bazı Şii ve ALEVİ kökenli arkadaşlarımız, yazımı tam anlayamadıklarından olsa gerek, hakaret içeren yorumlar yazmışlar (Sayfa yöneticisi arkadaşlarımız da haklı olarak bu yorumları silmişler.).

Bugün düşüncelerimi daha açık yazayım ki kimsenin kafasında soru işareti kalmasın istedim. Ben İran Farsileri’nin davasının, hiçbir zaman Şiilik olduğuna inanmadım ( Bu düşüncemden de adım gibi eminim.) Bu konuyla ilgili sizlere birkaç örnek vermek isterim; AZERBAYCAN Devleti büyük çoğunluk olarak Şii’dir. Ancak AZERBAYCAN-Ermenistan savaşında İran Devleti, neredeyse açık olarak Ermenistan’ı desteklemiştir.

Evet, yanlış duymadınız! Devamlı olarak Ermenistan’ı desteklemiştir (Halen daha da desteklemektedir.). Kardeş ülke AZERBAYCAN’ın güçlendiği takdirde, İran AZERBAYCAN’ının (GÜNEY AZERBAYCAN) bağımsızlık talebinde bulunabileceği ya da AZERBAYCAN Devleti ile birleşmeyi isteyebileceği düşüncesinden dolayı her daim AZERBAYCAN Devleti’ni zayıflatmak için düşmanlık yapmıştır (Nerde kaldı Şii dayanışması nerde kaldı Şii kardeşliği).

İran Farsileri, Ortadoğu’da nüfus sayısı olarak belirleyici bir güç olamayacaklarını bildikleri için Şiilik kartını kullanarak Ortadoğu’da, Şii dünyasının liderliğine soyunmuş ve bu sayede de Ortadoğu’yu ele geçirmeyi planlamışlardır (Bu kurgularında da maalesef ki ciddi oranda başarılı olmuşlardır.). İran’ın tamamı, Irak’ın 3’te 2’si, Suriye’nin de yarısı kontrollerindedir. Ayrıca da Yemen’deki yönetimi devirerek orayı da etki alanına almıştır. Tabi ki Lübnan’daki Hizbullah’ın kontrol ettiği bölgeyi de unutmamak gerekir. Orta Asya’daki Tacikistan’ı da tamamen kontrollerine aldıkları gerçeğide önümüzde durmaktadır.

Bizim ülkemizde ki Şii cemaatleri ve ALEVİ grupları etkileri altına aldıkları da kaçınılmaz bir gerçektir. İran istihbaratı, istediği her anda bizim ALEVİ vatandaşlarımızı sokağa dökmeyi başarabilmektedir. Yani İran Farsileri, planlarını iyi yapmış, tüm bölgeyi Şiilik kartıyla kendi kontrolleri altına almışlardır (AZERBAYCAN-Ermenistan savaşı örneğinde olduğu gibi Farsiler’in niyeti, Şiilik asla değildir.).

İran’da bulunan 35 milyon AZERİ TÜRK’ü ve 5 milyonda diğer boylara mensup TÜRK vardır. Ancak TÜRKİYE CUMHURİYETİ Devleti oradaki TÜRK vatandaşlarını bir kere bile olsun sokağa dökmeyi denememiştir (Belki de denemiş, başaramamıştır.).

Kıymetli Dostlarım, ben kutsal dinimizi, sadece SÜNNİ kaynaklardan okuyarak öğrenmedim. Kafamda bazı soru işaretlerine cevap bulamadığım, bazı yerlerde takıldığım için ben kutsal dinimizin tarihçesini birde Şii kaynaklarından okudum (Hem de baştan sona). Mesela yaşanan bir olaydan sonra bir AYET geliyor. AYET’in gelmesine sebep olan olaya, SÜNNİ kaynaklarının ve Şii kaynaklarının yaklaşımını ayrı ayrı okudum, inceledim.

Birçok değerli SÜNNİ din alimiyle tanışıp sohbet etme imkanım oldu (Tabi ki düşüncelerimizi konuştuğumuz anlarda oldu.). Bazı hocalarımız beni tatlı bir dille, Şii kaynakların etkisinde kaldığımı düşünerek eleştirdiler. Ben kendilerine karşı saygımı bozmadan cevap verip hayır dedim. Ben Şii kaynaklarının etkisinde kalmadım. Benim aklım bunun bu şekilde doğru olduğunu söylüyor dedim. Eğer ki ben aklımın dediğini kabul etmezsem nasıl samimi bir MÜSLÜMAN olabilirim ki diye, düşüncemde direttim.

Beni eleştirmek için yorum yazan Şİİ ve ALEVİ kardeşlerim; siz bu konu da kusura bakmayın ama sınıfta kalırsınız. Benim, ALEVİLİĞİN 1960’larda Sosyalizm ile tanışıp ateistleşen bazı kollarının haricindeki EHL-İ BEYT’i ve kutsal KUR’AN’a bağlı olan, önce camii sonra cemevi diyen tüm ALEVİLERİ savunurken SÜNNİ alimlerin üzülmelerine sebep olduğum anlar bile oldu. Ancak ben fikrimden yine vazgeçmedim.

İran Farsileri’nin davası, Şiilik davası değildir. Sadece Ortadoğu’yu yönetme davasıdır. Bir taraftan Çin ile çok iyi müttefiklik ilişkileri kurdunuz. Diğer taraftan da Amerika ve Avrupa ile ilişkilerinizi normalleştirerek tüm Ortadoğu’ya hakim olma planları yaptınız. Kusura bakmayın ama bu hayalleriniz, gerçek olmayacaktır. Bu coğrafyada MÜSLÜMAN TÜRK’ün onayı olmayan tüm anlaşmalar, tüm haritalar, çöp olmaya mahkumdur!!!

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Yorum Bırakın

Email adresiniz görünmeyecektir.