BU YAZIYI DUYGULARIMDAN ARINARAK YAZDIM

Kıymetli Dostlarım,

Son günlerde kamuoyunun tek gündemi olan bir koalisyon hükümetinin kurulup kurulamayacağı ya da kurulursa başarılı olup olamayacağı konuları ile ilgili kendi duygularımdan da arındırılmış bir şekilde, ufak çaplı bir analiz yapmak istiyorum.

Gönlümüzden geçen geniş tabanlı bir koalisyon hükümetinin kurulup ülkedeki istikrarın devam etmesidir. Ancak görünen ve görünmeyen şartlar, bunun mümkün olmadığını maalesef ki göstermektedir. AK Parti, Filistin, Mısır, Suriye gibi dış politika konularına neredeyse namus meselesi gibi yaklaşırken, CHP ise hem mezhepsel yaklaşımlar hem de farklı sebeplerle AK Parti’nin bu bölgelerde ki dış politikasının %100 tam zıttını savunuyor. Dışişleri Bakanı CHP’li olursa düşünsenize ne kadar eğlenceli olur. Dışişleri Bakanı Ortadoğu ile ilgili başka bir şey söyler. Başbakan ise daha ayrı bir şey söyler. Bu da bizi ülkece çok komik bir duruma düşürür.

Ne yazık ki ekonomi politikalarında da anlaşabilmeleri mümkün görülmüyor. CHP’nin seçim öncesi söylemiş olduğu vaatleri uygulaması AK Parti’nin ısrar ile savunduğu bütçe disiplini politikasının, terk edilmesi anlamına gelecektir. Her ikiside kendi duruşundan ödün vermeyeceğine göre ekonomik politikalarda da anlaşabilmeleri maalesef ki mümkün değil.

Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı’nı makamında yalnızlaştırmak için AK Parti’ye akıl almaz öneriler yapıyorlar. Ancak unuttukları tek şey rahmetli İnönü yaşasaydı, CHP için hangi önemde olurduysa Tayyip Erdoğan’ın şu anda ki AK Parti için çok daha fazla önemli olduğudur.

AK Parti’nin ve MHP’nin koalisyon kurmasını tabanları çok istiyor olsada, maalesef ki bu da pek mümkün görünmüyor. Yukarıda ki satırlarda söylediğim gibi AK Parti, Filistin’i namus meselesi olarak görürken, MHP üst yönetimi ise Türkiye’nin çekilmek istendiği bir bataklık olarak görüyor. Yani ortada buluşulması mümkün olunmayacak kadar uzak mesafeler var.

MHP’nin Suriye konusunda da Mısır konusunda da AK Parti ile aynı noktaya gelebilmeleri pek mümkün görünmüyor. AK Parti kadroları, Suriye’li göçmenlere, Ashab-ı Kiram dönemindeki Ensar’ın ev sahipliğiyle yaklaşmalıyız derken, MHP kadroları hepsini geri yollamalıyız, diyor.

Paralel yapı kadrolarının, emniyette ve adliyede halen daha çokça uyuyan hücreleri olduğu herkes tarafından bilinirken, AK Parti’nin böyle bir koalisyonda İçişleri ve Adalet Bakanlığı’nı verdiği zaman, aşağı yukarı başlarına neler gelebileceğini zaten tahmin ediliyordur.

Kıymetli Dostlarım, bazen düz mantık daha çok iş yapar. İstenmeyen evlilikler yapıp hayatı cehenneme çevirip sonradan ayrılmanın, telafisi mümkün olmayan çok büyük yaralar açacağı kaçınılmaz bir gerçektir.Sorun ve kavgayla geçen zaman zarfında, evlilikte ister istemez açıklar verilir (Hem sevenler hem sevmeyenler hem dostlar hem de düşmanlar bilinmemesi gereken aileye ait sırları öğrenebilirler.).

Koalisyon hükümeti kurulup bir sene sonra hükümet üyeleri kavga ederek, hükümeti düşürürlerse bence asıl felaket o zaman olur. Dünyadaki oyun kurucular ülkemize diz çökertmek için bir an da saldırıya geçerler. Seçimlerden sonra ülkemizin ekonomisinin dengede gitmesi lütfen AK Partililer kusura bakmasınlar ama onların başarısından ziyade, ülkede ekonomik kriz olursa AK Parti’nin eli güçlenir. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın eli güçlenir, diye düşündükleri için büyük para fonlarını yöneten genelde siyonist kökenli para baronları, şu anda bize bu yüzden saldırmıyorlar. Adeta neredeyse ülkede kriz çıkmasın diye, üste bize para bile verecekler. Ancak koalisyon kurulduktan sonra bu böyle olmayacaktır (O zaman hükümet düşerse kapitalizmin tüm acımasızlığıyla üstümüze mutlaka saldıracaklar.).

Şu an var güçleri ile son hamlelerini yapmak için uğraşmaktalar. Yani AK Parti’yi ikiye bölmeye çalışıyorlar. Kendi planlarına göre bunu da başarırlarsa oy ortalaması %10’larda,%20’lerde olacak 5 partiyi, birbiriyle kavga ettirerek, devletimizin en kılcal damarlarına tekrardan sirayet edip bize diz çöktürebilmenin hesaplarını yapıyorlar.

Kıymetli Dostlarım, yarın boşanılması mümkün görünen evliliklere, sırf insanları mutlu edelim diye evet dersek, yukarıdaki satırlarda anlattığım gibi sonumuz felaket olabilir. Koalisyon için tüm şartlar zorlanmalı. Ancak gereksiz maceralara da asla adım atılmamalı (Bence erken seçim önümüzde mecburen durmaktadır. Bu seferde hata yaparsak, inanın bizi kimse kurtaramayacaktır.).

(Erken seçim olursa lütfen çok dikkat edin. Bu ülkeyi sakın ola bir daha koalisyon hükümetlerinin kaderine terk etmeyin.)

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Yorum Bırakın

Email adresiniz görünmeyecektir.