Varis Baba (Küçük) Sedat Peker'i Anlatıyor

Kıymetli Dostlarım,

Gençliğimin ilk yıllarından beri hayat mücadelemizin hem içinde hem de şahidi olan kıymetli dostum Varis Baba’nın (KÜÇÜK), Hakan TÜRK Bey’in “Sedat Peker’in Gerçek Hayatı" isimli kitabında ki şahsımla ilgili anlatmış olduklarının dört sayfalık ilk bölümünü bugün sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Kitabı bulma konusunda sıkıntıları olan arkadaşların “kitapabcturk " sitesinden bulabilirsiniz.

Hakan Türk:

Varis Bey, yaptığımız araştırmalarda Sedat Peker'i çok eskiden tanıdığınızı biliyoruz. O ilk tanıdığınız yıllardan bugüne doğru gelecek olursak bize Sedat Peker'i anlatır mısınız?

Varis Küçük:

Sedat Bey, yani Reis; aileden gelen bir isim bu ona, sonradan değil. 18 yaşındaydı, Reis diyorduk. Rize Kalkandere'den, Adapazarı' na taşınmışlar ve oradan İstanbul'a gelmişler. Uzaktan akrabalık bağımız var. Reis, 18 yaşında cezaevinden çıktıktan sonra Üsküdar Bağlarbaşı'nda galericilik yapıyordu. O zaman tanıdım onu.

Hakan Türk:

Bahsettiğiniz o tarihte Sedat Peker mi cezaevinden çıkmıştı? Yoksa siz mi?

Varis Küçük:

Reis çıkmıştı. O bana "Varis baba" der. Ben,ona "Reis" derim. Benim ufak oğlumun ismini "Sedat" diye kendisi koymuştur. Ben oğluma Sedat diye bağıramıyorum bile Reis'e hakaret olur diye. Çocuğumu "Babam" diye çağırıyorum.

Hakan Türk:

O zaman Sedat Peker daha 18 yaşındaydı. Siz yaşça ondan büyüksünüz. Kendisi 43 yaşında şu an.

Varis Küçük:

Ben 58 yaşındayım, o 43 yaşında. 15 yaş farkımız var. Reis, 18 yaşındayken ben 33 yaşındaydım. Babalarımız ailece tanışıyor ama kendisi bizden küçük ve cezaevinde olduğu için karşılaşmamıştık. O zaman Bağlarbaşı'nda galericilik yapıyorum. ALLAH rahmet eylesin, Alaylı Eyüboğlu diye Kalkandereli bir ortağım var. Reis, galeriye geliyor, tanışıyoruz ve bu tanışma dostluk,kardeşlik olarak devam ediyor. ALLAH nasip ederse ölene kadar da devam edecektir.

İlk tanıdığım zamanlarda karşımda genç, yakışıklı, dik duran, fiziksel yaşı 18 ama akıl yaşı 30'u geçmiş biri vardı. Onu tanıyınca bilgi birikimine hayran kalıp, düşünüyor insan.Bir hayat yaşadın, gördün geçirdin, öldün de tekrar mı dirildin diye. 18 yaşında bir gencin aklında; barda, pavyonda eğlenmek olur ama Reis'te öyle bir şey yok. Bizden daha olgun, oturup kalkmasını bilen, beyefendi biri.

O zamanlar devamlı galeride takılıyoruz. Reis'in de sermayesi var ve galeriye araba alıp, satmaya başladık. Biz ticaret yapıyoruz ama ne kazanıyorsak, ihtiyacı olanlar geliyor, Reis'te onlara parayı dağıtıyor. Ben, "Reis tamam da bunların hepsini dağıtma. On lira geldiyse beşini dağıt, beşi dursun ki sermayemiz olsun" diyordum. Reis ise gülümseyerek "ALLAH bize verir, sen merak etme" diyordu. Bende o zaman, "Sen öyle diyorsan doğrudur Reis" diyordum. Doğrusu da Reis'in dediği gibi oldu. O yıllarda bir camiye veya kuran kursunda okuyan genç talebelere yardım edelim diye bir düşüncemiz yoktu. 33 yaşındaydım ama tabiri caiz ise 18 yaşındaki çocuktan yani Reis'ten öğrendik her şeyi. ALLAH, onun sayesinde biz, insanlara yardım etmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu öğretti. Reis bir yerde bize öncü oldu.

O zamanlarda bir-iki arabası olan, onları satıp, ekmeğini oradan çıkaran insanlar yani küçük galeriler vardı. Mesela biri onlardan bir araba alıp, parasını ödemez kaçıp giderdi. Satışı yapan adam korkuyor. Gelip Reis'e "Sedat Bey, bize yardım et, ekmek parası kazanacağımız bir arabamız vardı, onu da kabadayılıkla gasp ederek, aldılar elimizden" derlerdi. Reis'in o duruma düşenlere çok yardımı olmuştur, ALLAH razı olsun. Hala daha da anlatırlar yani. Aradan seneler geçti. Reis ticareti ilerletti. Bu sefer Yunus Emre Koleji'ni açtı. O zaman 23 yaşlarında falandı. Benim oğlum ortaokul 1'e orada başlamıştı. Okulda 500 tane talebe okuyorsa bunun en az 300'ü burslu okuyordu. Okulun para kazanmasını bırakın, Reis üste para veriyordu. İnsanlara yardım etmeye hala devam ediyor. Yardımı hiç esirgemez. Ramazan olurdu, İstanbul’dan Rize'ye 3-5 tır erzak gönderirdi. O zaman her evde televizyon yok, özellikle köylerde.

Rize'ye 5-10 tır dolusu televizyon gönderdi. Hatta Rize'de emniyet buna karşı geldi. Sedat Peker ya da ne bileyim herhangi bir insan kendi memleketinin fakirine yardım ediyor diye karşısına çıkılır mı? Bu suç mu? Çok zorluk çıkarttılar. Emniyet yetkilileri televizyonları dağıttırmamaya kalktı, halk buna karşı çıktı. Reis'in ismi bile geçmiyor, tır Rize'ye geliyor yardım dağıtıyor. Sadece Rize'de organize yapan arkadaşlarımız, Sedat Peker'in televizyon ve erzak dağıttığını biliyor. Emniyet yetkilileri istihbarat alıyor, kimin gönderdiğini biliyor.

Hakan Türk:

Biz bu röportajı yapmadan önce sohbet ederken demiştiniz ki bazen yardım etmek için elimizde para kalmazdı, galeriden araba satardık.

Varis Küçük:

Sermaye olarak benim galerimde on tane araba vardı. Dükkânın önünde zaman gelir, on beş tane araba olurdu. Bazen beraber binilecek tek bir araba kaldığını bilirim.Kalanını satıp, insanlara yardım etti. Mesela; birisi kanser hastası, ALLAH kimsenin başına vermesin. Reis, onun bütün masrafını karşılardı. Reis insan ayrımı yapmazdı. Yani Karadenizli'dir, Doğulu'dur Egeli'dir diye hiç böyle bir ayrım yapmaz. Herkese yardım ederdi ve eline geçen tüm parayı dağıtmadan kafasını yastığa koymazdı.

Hakan Türk:

Araştırmalarımızda Sedat Peker'in aileden zengin olduğunu söylerdiler. Bu ne derece doğru?

Varis Küçük:

Reis'in dedesi, Rize-Kalkandere'de Ağa idi. Oralarda dedesinin ekmeğini yemeyen insan kalmamıştır.

Hakan Türk:

Sedat Peker'in çocukluk arkadaşlarından biri "Arkadaşlık yaptığımız insanlar yaşça bizden büyüktüler. Biz onlardan feyz almaya çalışırdık fakat Reis, o yaşça büyük olanlardan bile bir adım önde giderdi" dedi.

Varis Küçük:

Bence bir adım değil beş adım öndeydi. Birçok şeyi Reis'ten öğrendik. Genç yaşta cezaevinde yatmasınında belki etkisi olmuştur. Biz o tarihlerde ceza yatmamışız, daha sonra öğrendik cezaevi hayatı bambaşkaymış.

Hakan Türk:

İmza günlerimizde Sedat Peker'in kitapları hemen biterdi. Eğitimli genç bayanlar, Hocam Sedat Peker'in kitabı yine kalmadı mı?" diye bana yakınırlardı. "Hayır, kalmadı" dediğimde ise "Ben adres versem ödemeli gönderir misiniz?" derlerdi. Sedat Peker'i sadece hemşerileri değil, her kesimden her yaşta ve her tipten insanlar seviyor.

Varis Küçük:

Evet çünkü Reis, insan ayrımı yapmadığı için her kesimden de insan onu seviyor. Reis'in bir tek ayrımı vardır; o da namussuzlar... Uyuşturucu satanlar, tecavüzcüler falan… O insanlara karşı zaten halkında ayrımı var. Reis, çok insanı uyuşturucudan kurtarmak için hastaneye yatırdı tedavi ettirdi.

Hakan Türk:

Sedat Peker, Karadeniz'e özellikle de Rize ye sık sık gider gelir mi? Kendisinin Rize'de de çok sevildiği muhakkak.

Varis Küçük:

İlk olarak 1993'te Rize'ye gitti daha önce gitmemiş. Belki ufaklığında halam götürmüş olabilir ama delikanlılık çağında ilk kez gittiğini biliyorum. Rize'de o zaman lüks otel yok, bir tek turist oteli var. Bizde orada kalacağız. Cevat abi diye bir abimiz, Reis ve ben üçümüz gidiyoruz otele yerleşiyoruz.

Nihat Mete vardı. ALLAH rahmet eylesin İyidere Belediye Başkanı, Süleyman Demirel'in de kardeşimi dersin ne dersen de öyle bir politikacı. O bizi karşıladı ve "Bu genç delikanlı kim?" diyerek Reis'i sordu. "Ahmet Peker'in oğlu" dedik. Reis'in babası Ahmet Peker, Nihat amcanın da iyi dostuydu. "Yapma ya Ahmet'in insanlara yardım eden oğlu bu mu? 60 yaşındayım, onun yaptığının yüzde onunu yapmamışım. Birde siyasetçiyim, kendimden utandım" dedi. Bir hafta Rize'de kaldık.

Daha sonraki yıllar ticaret yapmaya devam ediyoruz. Her geçen gün Reis'in ufku daha çok açıldı. İnşaat ve okul işine girdi. Reis, kazandığını dağıtmaya devam etti. ALLAH bin defa razı olsun. Daha yeni sayılır cezaevinden çıktı, yine aynı elinde avucunda ne varsa dağıtıyor. Büyükşehir Belediyesi'nden 1999 yılında Büyük Çamlıca'da Deste diye bir yer kiraladık halen devam ediyor. Reis'in sayesinde insanlara yardım ettikçe, ALLAH bize de veriyor. Daha sonra Reis, İstanbul dışında ticaret yapmaya başladı. Hepsi resmi işler. Antalya'da iş yapmaya ve oradan kazandığı oradakilere dağıtmaya başladı, alan genişledi.

Hakan Türk:

Böylece dağıtım alanı da genişledi.

Varis Küçük:

İsmi duyuldukça duyuluyor, yardıma ihtiyacı olan kime gidecek Reis'e geliyor. Reis'in kapısının emekli kuyruğu gibi olduğu zamanları biliyorum. Bankada emekliler olurdu ya eskiden şimdiki gibi bankamatik ve kart yok. Ayda bir emekliler dizilirdi. Hatta kuyrukta beklerken ölenlerde olurdu. Biz eski olduğumuz için biliyoruz, o zaman insanların durumu daha kötüydü. İnsanların ekmeğe,işe ihtiyacı vardı. Çok hastaları hastanede ziyaret etmiştir ve çıkarken eşine,dostuna yardım bırakıp çıkmıştır. ALLAH'ta onun yüzüne bakmıştır....

Kıymetli Dostlarım,

Gençliğimin ilk yıllarından beri hayat mücadelemizin hem içinde hem de şahidi olan kıymetli dostum Varis Baba’nın (KÜÇÜK), Hakan TÜRK Bey’in “Sedat Peker’in Gerçek Hayatı" isimli kitabında ki şahsımla ilgili anlatmış olduklarının dört sayfalık ilk bölümünü bugün sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Kitabı bulma konusunda sıkıntıları olan arkadaşların “kitapabcturk " sitesinden bulabilirsiniz.

Hakan Türk:

Varis Bey, yaptığımız araştırmalarda Sedat Peker'i çok eskiden tanıdığınızı biliyoruz. O ilk tanıdığınız yıllardan bugüne doğru gelecek olursak bize Sedat Peker'i anlatır mısınız?

Varis Küçük:

Sedat Bey, yani Reis; aileden gelen bir isim bu ona, sonradan değil. 18 yaşındaydı, Reis diyorduk. Rize Kalkandere'den, Adapazarı' na taşınmışlar ve oradan İstanbul'a gelmişler. Uzaktan akrabalık bağımız var. Reis, 18 yaşında cezaevinden çıktıktan sonra Üsküdar Bağlarbaşı'nda galericilik yapıyordu. O zaman tanıdım onu.

Hakan Türk:

Bahsettiğiniz o tarihte Sedat Peker mi cezaevinden çıkmıştı? Yoksa siz mi?

Varis Küçük:

Reis çıkmıştı. O bana "Varis baba" der. Ben,ona "Reis" derim. Benim ufak oğlumun ismini "Sedat" diye kendisi koymuştur. Ben oğluma Sedat diye bağıramıyorum bile Reis'e hakaret olur diye. Çocuğumu "Babam" diye çağırıyorum.

Hakan Türk:

O zaman Sedat Peker daha 18 yaşındaydı. Siz yaşça ondan büyüksünüz. Kendisi 43 yaşında şu an.

Varis Küçük:

Ben 58 yaşındayım, o 43 yaşında. 15 yaş farkımız var. Reis, 18 yaşındayken ben 33 yaşındaydım. Babalarımız ailece tanışıyor ama kendisi bizden küçük ve cezaevinde olduğu için karşılaşmamıştık. O zaman Bağlarbaşı'nda galericilik yapıyorum. ALLAH rahmet eylesin, Alaylı Eyüboğlu diye Kalkandereli bir ortağım var. Reis, galeriye geliyor, tanışıyoruz ve bu tanışma dostluk,kardeşlik olarak devam ediyor. ALLAH nasip ederse ölene kadar da devam edecektir.

İlk tanıdığım zamanlarda karşımda genç, yakışıklı, dik duran, fiziksel yaşı 18 ama akıl yaşı 30'u geçmiş biri vardı. Onu tanıyınca bilgi birikimine hayran kalıp, düşünüyor insan.Bir hayat yaşadın, gördün geçirdin, öldün de tekrar mı dirildin diye. 18 yaşında bir gencin aklında; barda, pavyonda eğlenmek olur ama Reis'te öyle bir şey yok. Bizden daha olgun, oturup kalkmasını bilen, beyefendi biri.

O zamanlar devamlı galeride takılıyoruz. Reis'in de sermayesi var ve galeriye araba alıp, satmaya başladık. Biz ticaret yapıyoruz ama ne kazanıyorsak, ihtiyacı olanlar geliyor, Reis'te onlara parayı dağıtıyor. Ben, "Reis tamam da bunların hepsini dağıtma. On lira geldiyse beşini dağıt, beşi dursun ki sermayemiz olsun" diyordum. Reis ise gülümseyerek "ALLAH bize verir, sen merak etme" diyordu. Bende o zaman, "Sen öyle diyorsan doğrudur Reis" diyordum. Doğrusu da Reis'in dediği gibi oldu. O yıllarda bir camiye veya kuran kursunda okuyan genç talebelere yardım edelim diye bir düşüncemiz yoktu. 33 yaşındaydım ama tabiri caiz ise 18 yaşındaki çocuktan yani Reis'ten öğrendik her şeyi. ALLAH, onun sayesinde biz, insanlara yardım etmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu öğretti. Reis bir yerde bize öncü oldu.

O zamanlarda bir-iki arabası olan, onları satıp, ekmeğini oradan çıkaran insanlar yani küçük galeriler vardı. Mesela biri onlardan bir araba alıp, parasını ödemez kaçıp giderdi. Satışı yapan adam korkuyor. Gelip Reis'e "Sedat Bey, bize yardım et, ekmek parası kazanacağımız bir arabamız vardı, onu da kabadayılıkla gasp ederek, aldılar elimizden" derlerdi. Reis'in o duruma düşenlere çok yardımı olmuştur, ALLAH razı olsun. Hala daha da anlatırlar yani. Aradan seneler geçti. Reis ticareti ilerletti. Bu sefer Yunus Emre Koleji'ni açtı. O zaman 23 yaşlarında falandı. Benim oğlum ortaokul 1'e orada başlamıştı. Okulda 500 tane talebe okuyorsa bunun en az 300'ü burslu okuyordu. Okulun para kazanmasını bırakın, Reis üste para veriyordu. İnsanlara yardım etmeye hala devam ediyor. Yardımı hiç esirgemez. Ramazan olurdu, İstanbul’dan Rize'ye 3-5 tır erzak gönderirdi. O zaman her evde televizyon yok, özellikle köylerde.

Rize'ye 5-10 tır dolusu televizyon gönderdi. Hatta Rize'de emniyet buna karşı geldi. Sedat Peker ya da ne bileyim herhangi bir insan kendi memleketinin fakirine yardım ediyor diye karşısına çıkılır mı? Bu suç mu? Çok zorluk çıkarttılar. Emniyet yetkilileri televizyonları dağıttırmamaya kalktı, halk buna karşı çıktı. Reis'in ismi bile geçmiyor, tır Rize'ye geliyor yardım dağıtıyor. Sadece Rize'de organize yapan arkadaşlarımız, Sedat Peker'in televizyon ve erzak dağıttığını biliyor. Emniyet yetkilileri istihbarat alıyor, kimin gönderdiğini biliyor.

Hakan Türk:

Biz bu röportajı yapmadan önce sohbet ederken demiştiniz ki bazen yardım etmek için elimizde para kalmazdı, galeriden araba satardık.

Varis Küçük:

Sermaye olarak benim galerimde on tane araba vardı. Dükkânın önünde zaman gelir, on beş tane araba olurdu. Bazen beraber binilecek tek bir araba kaldığını bilirim.Kalanını satıp, insanlara yardım etti. Mesela; birisi kanser hastası, ALLAH kimsenin başına vermesin. Reis, onun bütün masrafını karşılardı. Reis insan ayrımı yapmazdı. Yani Karadenizli'dir, Doğulu'dur Egeli'dir diye hiç böyle bir ayrım yapmaz. Herkese yardım ederdi ve eline geçen tüm parayı dağıtmadan kafasını yastığa koymazdı.

Hakan Türk:

Araştırmalarımızda Sedat Peker'in aileden zengin olduğunu söylerdiler. Bu ne derece doğru?

Varis Küçük:

Reis'in dedesi, Rize-Kalkandere'de Ağa idi. Oralarda dedesinin ekmeğini yemeyen insan kalmamıştır.

Hakan Türk:

Sedat Peker'in çocukluk arkadaşlarından biri "Arkadaşlık yaptığımız insanlar yaşça bizden büyüktüler. Biz onlardan feyz almaya çalışırdık fakat Reis, o yaşça büyük olanlardan bile bir adım önde giderdi" dedi.

Varis Küçük:

Bence bir adım değil beş adım öndeydi. Birçok şeyi Reis'ten öğrendik. Genç yaşta cezaevinde yatmasınında belki etkisi olmuştur. Biz o tarihlerde ceza yatmamışız, daha sonra öğrendik cezaevi hayatı bambaşkaymış.

Hakan Türk:

İmza günlerimizde Sedat Peker'in kitapları hemen biterdi. Eğitimli genç bayanlar, Hocam Sedat Peker'in kitabı yine kalmadı mı?" diye bana yakınırlardı. "Hayır, kalmadı" dediğimde ise "Ben adres versem ödemeli gönderir misiniz?" derlerdi. Sedat Peker'i sadece hemşerileri değil, her kesimden her yaşta ve her tipten insanlar seviyor.

Varis Küçük:

Evet çünkü Reis, insan ayrımı yapmadığı için her kesimden de insan onu seviyor. Reis'in bir tek ayrımı vardır; o da namussuzlar... Uyuşturucu satanlar, tecavüzcüler falan… O insanlara karşı zaten halkında ayrımı var. Reis, çok insanı uyuşturucudan kurtarmak için hastaneye yatırdı tedavi ettirdi.

Hakan Türk:

Sedat Peker, Karadeniz'e özellikle de Rize ye sık sık gider gelir mi? Kendisinin Rize'de de çok sevildiği muhakkak.

Varis Küçük:

İlk olarak 1993'te Rize'ye gitti daha önce gitmemiş. Belki ufaklığında halam götürmüş olabilir ama delikanlılık çağında ilk kez gittiğini biliyorum. Rize'de o zaman lüks otel yok, bir tek turist oteli var. Bizde orada kalacağız. Cevat abi diye bir abimiz, Reis ve ben üçümüz gidiyoruz otele yerleşiyoruz.

Nihat Mete vardı. ALLAH rahmet eylesin İyidere Belediye Başkanı, Süleyman Demirel'in de kardeşimi dersin ne dersen de öyle bir politikacı. O bizi karşıladı ve "Bu genç delikanlı kim?" diyerek Reis'i sordu. "Ahmet Peker'in oğlu" dedik. Reis'in babası Ahmet Peker, Nihat amcanın da iyi dostuydu. "Yapma ya Ahmet'in insanlara yardım eden oğlu bu mu? 60 yaşındayım, onun yaptığının yüzde onunu yapmamışım. Birde siyasetçiyim, kendimden utandım" dedi. Bir hafta Rize'de kaldık.

Daha sonraki yıllar ticaret yapmaya devam ediyoruz. Her geçen gün Reis'in ufku daha çok açıldı. İnşaat ve okul işine girdi. Reis, kazandığını dağıtmaya devam etti. ALLAH bin defa razı olsun. Daha yeni sayılır cezaevinden çıktı, yine aynı elinde avucunda ne varsa dağıtıyor. Büyükşehir Belediyesi'nden 1999 yılında Büyük Çamlıca'da Deste diye bir yer kiraladık halen devam ediyor. Reis'in sayesinde insanlara yardım ettikçe, ALLAH bize de veriyor. Daha sonra Reis, İstanbul dışında ticaret yapmaya başladı. Hepsi resmi işler. Antalya'da iş yapmaya ve oradan kazandığı oradakilere dağıtmaya başladı, alan genişledi.

Hakan Türk:

Böylece dağıtım alanı da genişledi.

Varis Küçük:

İsmi duyuldukça duyuluyor, yardıma ihtiyacı olan kime gidecek Reis'e geliyor. Reis'in kapısının emekli kuyruğu gibi olduğu zamanları biliyorum. Bankada emekliler olurdu ya eskiden şimdiki gibi bankamatik ve kart yok. Ayda bir emekliler dizilirdi. Hatta kuyrukta beklerken ölenlerde olurdu. Biz eski olduğumuz için biliyoruz, o zaman insanların durumu daha kötüydü. İnsanların ekmeğe,işe ihtiyacı vardı. Çok hastaları hastanede ziyaret etmiştir ve çıkarken eşine,dostuna yardım bırakıp çıkmıştır. ALLAH'ta onun yüzüne bakmıştır....

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Yorum Bırakın

Email adresiniz görünmeyecektir.